Aşık Veysel

Aşık Veysel

Türk Halk Müziğinin son büyük aşıklık geleneği temsilcisi olan Aşık Veysel, ardında bıraktığı ölümsüz eserleri ile yıllardır dillerden düşmemiş ve düş

Kadın Çiftçiler Günü Kutlu Olsun
Yeni askerlik sisteminde Bakaya ve yoklama kaçaklarına bedelli hakkı
Bu Dönemde Vadesi Gelen Taksitlerin Vadelendirilmesi 6 Aya Kadar Anapara Ödemesiz Olacak

Türk Halk Müziğinin son büyük aşıklık geleneği temsilcisi olan Aşık Veysel, ardında bıraktığı ölümsüz eserleri ile yıllardır dillerden düşmemiş ve düşmeyecektir. Aramızdan ayrılışının 45.yıl dönümünde unutulmayan Aşık Veysel’in çarpıcı yaşam öyküsü merak ediliyor. “Benim sadık yarim kara topraktır”, “Uzun ince bir yoldayım…”, “Güzelliğin on par etmez”, “Gün ikindi akşam olur, gör ki başa neler gelir.

Veysel gider adı kalır, dostlar beni hatırlasın.” ve daha nice güftesi ile hafızalara kazınan Aşık Veysel’in yaşam öyküsü haberimizde. Peki, Aşık Veysel kimdir? Kaç yaşında vefat etti? Eşi ve çocukları var mı? İşte, Aşık Veysel hakkında tüm merak edilenler…

 

Aşık Veysel (Şatıroğlu) kimdir?

Aşık Veysel olarak bilinen asıl adı “Veysel Şatıroğlu” olan usta ozan

Aşık Veysel Şatıroğlu, 25 Ekim 1884 tarihinde Sivas’da dünyaya geldi.

Ailesinin kendisinden önce doğan iki kızını kaybetmesine sebep olan çiçek hastalığı, Aşık Veysel’i de vurdu ve henüz yedi yaşında sol gözünü kaybetti.

Sol gözünün ardından, geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünü de kaybeden Veysel, babasının hediye ettiği bir bağlama sayesinde, henüz genç yaşlarında müzikle tanıştı.

Sivas’ta dünyaya gelen Veysel Şatıroğlu, nam-ı diğer “Aşık Veysel” 21 Mart 1973 Sivrialan, Sivas’ta hayata gözlerini yummuştur. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensup olan Aşık Veysel, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük halk ozanlarındandır. Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya gelen Aşık Veysel’in; annesi Gülizar, babası “Karaca” lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi.

tamamen görmemeye başlamıştır. Oğlunun gözleri görmediği için arkadaşları ile oynayamayıp yalnız kaldığını gören Ahmet bey, oyalanması için oğluna bağlama almıştır. Bağlamayı ilk olarak babasının arkadaşı Çamşıhılı Ali’den öğrenen Aşık Veysel, ilk zamanlar başka ozanların türkülerini çalmaya başlamıştır.

40 yaslarına doğru kendi yazdığı eserleri çalmaya başlayarak, o yıllar Aşıklar Bayramında yer alması ve Atatürk için söylediği türküden sonra namı artarak yayılmaya başlamıştır. Bu yıllarda sadece kendi köyünde değil, Türkiyede birçok yer gezerek türkülerini her kesime aktarmıştır.


İki gözü de görmeyen ve karanlığa bürünen ozanın annesi ve babası, bu duruma çok üzülüyor ve diğer kardeşlerinin bakamayacağını düşünüp evlendirmek isterler. Akrabaların kızı olan Esma hanım ile evlendirilen sanatçının peşini olumsuzluklar bırakmıyordu. Yeni doğan erkek çocuğunu kaybeden ozan, daha sonradan anne ve babasını da kaybederek, hayata küsmüştür.

Bunun üstüne eşinin başka biri ile kaçması ile perişan olan sanatçı, kendini türkülere vermiştir. Eşi terk ettiğinde iki aylık kız çocuğu ozanın yanında kalmıştı. Fakat kız çocuğu da erkek evladı gibi hayatını yitirmiştir. Acı dolu hayatını şarkılara döken ozan, yanık yanık türkülerini sevenleri ile paylaşarak, bir nebzede olsa acılarını dindirmiştir.
Aşık Veysel hayatında ne yaptı?


Aşık Veysel hayatı boyunca Türkiye’nin hemen hemen her yerindeki aşıklarla karşılaşıp tanıştı. Sevilen halk ozanını ölümüne denk her yastan asık ziyaret etmiştir. Veysel Şatıroğlu yanı Asık Veyselin eserleri arasında en çok sevilen ve günümüzde farklı sanatçılar tarafından yorumlanan “Ala Gözlü Benli Dilber”, “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Dostlar Beni Hatırlarsın”, “Kara Toprak” adlı parçalar, farklı uyarlanarak, özellikle genç neslin gönlünü fed etmiştir.

 

Efsane olan ve türkü deyince ilk akla gelen halk ozanımız, “”Hepimiz Bu Yurdun Evlatlarıyız””, “”Memlekete Destan Oldum”” adlı eserler ile memleketine olan aşkını şarkılar ile ifade etmiştir. Aşıkların yaşadıklarını, en güzel şekilde parçalarına döken sanatçı, “Aşkın Beni Elden Ele Gezdirdi”, “Sen Bir Ceylan Olsan Ben De Bir Avcı”, “Sen Olmasan”, “Gönül Bir Güzeli Sevmiş” adlı şarkıları ile yaralı yüreklere deva olmuştur.

Halk ozanımız doğaya olan aşkını da bir ilk ile tescillemiştir.

Nasıl bunu yaptı?

Memleketine ilk meyve ağacını yetiştirerek, diğer köylülere de örnek olmuştur. Ve zamanla memleketinde çok çeşit meyve ağacı yetiştirilerek, köylülerin bu yolla para kazanmasına aracı olmuştur. Gözleri görmediği için kötü ithamlarda bulunan köylüler, sonradan pişman olmuşlar ve ozanımızın kör olmadığını, aksine en uzak noktaları bile gönül gözü ile gördüğünü dile getirmişlerdir.

Anadolu kültürünün temsilcisi, kapkaranlık dünyasında aydınlık düşünceler taşıyarak, diğer sanatçıların idolü olmuştur. Ülkemizde ayrı bir yerde olan ozanımız, 1973 yılında kansere yenik düşmüş ve hayatını yitirmiştir. Sözlerinin yalınlığı ve öz Türkçeyi yansıttığı için de ayrı bir yerde olan sanatçı, dillerden düşmeyen şarkıları ile ölümsüzleşiyor.

Aşık Veysel hayatı boyunca Türkiye’nin hemen hemen her yerindeki aşıklarla karşılaşıp tanışt.

COMMENTS

WORDPRESS: 0